"Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyet'i diğeri Cumhuriyet Halk Partisi."

Arık: “Kentler, kentlilerle birlikte yönetilmeli”

  • 10 Ekim 2022
CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık Belediye Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.

Sizi tanıyabilir miyiz? Siyasete giriş nedeniniz neydi?

ÇETİN ARIK: 1971 yılında Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Kurdini Köyü’nde dokuz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahsilimi Sarız’da tamamladım. Eğitim hayatım boyunca çalıştım, kimi zaman Sarız’ın dağlarında kuzu güttüm, kimi zaman tarlalarda ırgatlık yaptım. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı alanında ihtisasımı tamamlayarak,  kamuda çalışma hayatına başladım. Her mesleğin olduğu gibi bizim mesleğimizin de zorlukları var, ama bir bebeğin hayata gözlerini ellerinizde açması, bir anneye, babaya çocuklarını teslim etmenin mutluluğu tarif edilemez. Hayata gözlerini ellerimde açan bebekleri bugün karşımda genç insanlar olarak görmenin yaşattığı gururu ve mutluluğu asla tarif edemem. Evet, gurur duyduğum, yapmaktan mutlu olduğum bir mesleğim vardı, ama topluma ulaşmak, insanlara güzel bir gelecek hazırlamak için kamudan istifa ettiğim gün CHP’ye üye oldum, aktif siyasi hayatıma başladım. 2011 yılında CHP Genel Merkezi’nin atamasıyla ikinci sıradan milletvekili adayı oldum. 2015 yılında ise, yapılan ön seçimle önce partililerin, sonra Kayseri halkının teveccühüyle milletvekili seçildim. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde yaşanabilir bir Kayseri ve Türkiye için yedi yıldır mücadele ediyorum.

Engelli bireylere ve özel gereksinimli çocuklara yönelik çalışmalar yapıyorsunuz. Türkiye’de engelli bireylerin ve özel gereksinimli çocukların ayrımcılığa maruz kalmaması, insani haklardan eşit ve adil faydalanması için yapılması gerekenler nelerdir?

ÇETİN ARIK: Özel gereksinimli bireylerin ve çocukların ayrımcılığa maruz kalmaması, insani haklardan eşit ve adil faydalanması için zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Nedir zihniyet devrimi? Engelli bireylere sunulan hizmetleri bir lütuf gibi görmekten vazgeçmek zorundayız. İnsani hakların herkes için geçerli olduğunu, özel gereksinimli olduğu için hiç kimseyi bu haklardan mahrum edemeyeceğimizi anlatmamız gerekiyor. Bu sayede kaldırımlar, binalar, toplu taşıma araçları engelli bireyler için birer engel olmaktan çıkacaktır. Aksi takdirde, yasalar hiçbir sorunu çözmeyecektir.

Ülkemizde kamu sektöründe özel sektörde engelli bireylerin istihdamı için bazı zorunluluklar söz konusu. Ancak öyle işletmeler var ki, cezasını ödüyor, ama engelli birey çalıştırmıyor. Maalesef kamu da bile engelli kadroları boş duruyor. Yani yasa değil, zihniyet devrimi yapmak gerekiyor.

Sizinle yaptığımız söyleşi nedeniyle belediyelerimizin özel gereksinimli bireyler için neler yapması gerektiğine, ülkemizde pek fazla üzerinde durulmayan, konuşulmayan bir konuya, “kent hakkı” kavramına dikkat çekmek istiyorum. Nedir kent hakkı? Kentteki ortak mal ve hizmetlere o kentte yaşayan bireylerin eşit şekilde erişebilmesi, hizmetlerden yararlanmasıdır. Ne demek bu? Kentlilerin, kenti kendi gereksinimlerine göre dönüştürme, yeniden düzenlenme hakkıdır. Bu, özel gereksinimli bireylerin hem kentin hizmetlerine ve olanaklarına erişimi hem de kentle ilgili karar süreçlerine dahil olması anlamına geliyor. Bakış açımız bu yönde olursa, sorunlar daha kolay çözülür. Ortopedik veya görme engelli bireyler ya da otizmli bir bireyin adına da hep başkaları karar veriyor. Oysaki birlikte yaşamak, birlikte karar vermeyi gerektirir. Kentlerle ilgili vereceğimiz ortak kararlar, engelli bireylerin toplumsal yaşama doğrudan katılmasını, sağlık, sosyal bakım, rehabilitasyon ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasını, üretim kapasitelerinin geliştirilmesini, yeterliliklerinin artırılmasını sağlayacaktır. Daha mutlu, daha huzurlu bir toplum için önemli bir adım atılacaktır. Unutulmamalıdır ki, özel gereksinimli bireylerin yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin değil, ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısacası insanlığın ortak problemidir, konuya böyle yaklaşılması gerekmektedir.

Özel gereksinimli bireylerle ilgili dikkat çekmek istediğim diğer bir başlık, eğitim. Eğitim herkes için anayasal bir haktır.  Özel gereksinimli bireyler için haktan da ötedir, tedavidir, ilaçtır, çaredir. Ülkemizde, normal gelişim gösteren çocukların eğitimi konusundaki sorunları dahi çözememişken, özel gereksinimli bireylerin eğitim sorununu çözmekten bahsedemeyiz. Özel gereksinimli bireyler nitelikli ve yoğun bir eğitimle hayata tutunmaya, kendi ayakları üzerinde durmaya başlayabilecek, ama ülkeyi yönetenlerin böyle bir önceliği yok.

Tarihsel-toplumsal değişimi bağlamında seçim bölgeniz Kayseri’nin kent kimliğinin, Kayseri’deki kolektif bellek mekânlarının korunması amacıyla sizce hangi çalışmalar yapılmalı?  

ÇETİN ARIK: Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, bir konuşmasında İstanbul’a ihanet ettiğini söylemişti. Aslında AKP, yönettiği tüm kentlere olduğu gibi Kayseri’ye de ihanet etti. Çok katlı beton yığınlarını modernlik olarak gören, projelerinde rantı önceleyen bakış açışı maalesef Kayseri’nin kent kimliğini de yok etti. Örneğin, Kayseri’deki Sivas Caddesi’ni görenler caddeye hayran olurdu. Siyasi iktidar, “Raylı sistem yapıyoruz,” diyerek bu güzel caddeyi, Sivas Caddesi’nde yürüme kültürünü yok etti. Battı çıktılarla yaratılan görüntü kirliliğini hiç söylemiyorum. Aslında bunu sadece biz de söylemiyoruz. Kendisi de AKP’li olan, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanlarından Şükrü Karatepe, Kayseri’ye yapılanları yazdığı kitapta, “Şehrin en itibarlı semtleri, kurulan iki ana arter battı çıktılarla tahrip edilerek, şehrin omurgası kırıldı. Geniş caddeleriyle, bulvarlarıyla hayranlık uyandıran eski Kayseri tarihe karıştı. Sözde, araç trafiğini rahatlatmak için yapılan bu tahribat, trafiği daha da karmaşık hâle getirdi. Battı çıktılar ve viyadükler, kent merkezinde birbirinden kopuk, “izole” bölgeler oluşturdu. Merkezde bir yere araçla olduğu kadar, yaya olarak ulaşmak da eskisine göre daha zor hâle geldi…” diyerek durumu anlatıyor.

Evet, ihanet ettiler, kentlerin omurgasını kırdılar. AKP’nin yarattığı tahribatı düzeltmek için kentleri bu zihniyetten kurtarmamız, “Ben yaptım oldu” anlayışını ortadan kaldırmamız, kentleri, kentlilerle birlikte yönetmemiz gerekiyor. Hepsinden önemlisi, rant için değil, halk için projeler üretmek zorundayız.


Önerilen Haberler